Pazar, Şubat 11, 2007

Bursa Gezisi ve Kaçamaklar...

Aslında sıradaki yazım vereceğim rejim programı olacaktı ama haftasonu Bursaya ailemin yanına gitmemiz itibariyle 3 haftadır azimle yapmakta olduğum rejimin bu 2 gün için bir önemi kalmadı. Dün biraz abarttık :) Kaçamakların haddi hesabı olmadı:)
Tabi yarından itibaren rejime devam.. Dolayısıyla da birkaç gün sonra rejim programımı da bloğuma eklerim (önce rejim havasına girmem lazım değilmi ama :))
Eveettt.. Dün öğlen Bursadaydık.. Tabi müthiş bir anne sofrası vardı karşımızda :

Zeytinyağlı yaprak ve lahana sarma.. Antebin meşhur yemeği şişböreeeekk, Bursanın taze yeşil biberlerii, annemin güzel turşularıııı.. Ve de fotoğrafını çekmeyi unuttuğum sofranın şahı olan kuru dolmalaaaaaarrr...



Midemizi tıkabasa doldurduktan sonraa "haydi artık biraz hareket" diyerek dışarıya çıktık ve Bursanın güzel ve büyük parkı olan Soğanlı Parkına gittik..



Hava nefisti dün (tabii buna sevinmelimiyim üzülmelimiyim o da ayrı bir konu...).
Biz (eşim, ablam ve ben) hemen kiralık bisikletlere koştuk ve miss gibi havayı koklayarak parkta tura başladık. Annemle babam da bu sırada yürüyüşlerini yaptılarr..
Bisiklet turu çok güzeldi. Soğanlı Parkına gidenler bilir, çok büyük,temiz ve planlı bir parktır. Dün zaten cıvıl cıvıldı. Çocuklar, gençler, bisikletliler, köpeğini gezdirenler...
Turlarımızı tamamladıktan sonra cafede oturduk ve nefis çaylarımızı yudumladık, ben de otururken bu fotoğrafları çektim:



Parktaki gezimizi tamamladık ve eve döndük.. Annemin meşhur aşuresi bizi bekliyordu. Son işlem olarak şekerini, sütünü ve gülsuyunu kattıı ve 2 taşım kaynatınca aşure tamamlandı. Ben biraz ılımasını bekliyorum yemek için, hatta soğuk soğuk çok daha seviyorum.. Ama o kadar soğumasını bekleyemedim tabi ilk sefer.
Annemin aşuresinin farkı içine süt de katması oluyor sanırım, ve ben bu tada bayılıyorumm :)



Resimdeki kuru çiçekleri annem parktan toplamış, şu renk cümbüşü ne kadar de müthişş değil mi!

Akşam saatine gelir iseeekk.. Kimbilir kaç aydır yemediğim ve çok ama çok özlediğim çiğköfte vardı menüde. Sadece ve sadece çiğköfte, yanında birçok yeşillik, cacık yeter.. Doya doya, tadını ala ala bitirdik tüm çiğköfteleri :)



Annem derki Antepliler en az ayda 1 defa yemezlerse olmazmış bu çiğköfteyi, eh bende de bu genin yarısı bulunduğundan, ben de acayip hissediyorum eksikliğini, hakkaten doğru söylüyor galiba. Aslında ben de yoğurabiliyorum ama sanırım kalabalıkla mı güzel olduğundan nedir, İstanbulda içimden hiç gelmiyor. Sanki anne ocağında yenilmesi gereken yemekler bunlar, öyle hissediyorum..

Eveett.. Bursa gezimizin sonuna geldikk.. İstanbula dönüş zor oldu..Tabi annem gene ona kalsa evin altına teker takıp arkamızdan yollayacaktı :) Tüm yemekler bilimum saklama kaplarına girdi vee dooğru arabanın bagajına indi.. Ben de anne olursam böyle mi olacağım acaba?

3 yorum:

Betül dedi ki...

ben sayfanızı tesadüf eseri keşfettim ve çok ilgimi çekti.Sebebi ise bende istanbulluyum ama 1 senedir bursa da yaşıyorum ve babam da antepli.Yani sayfanızda kendimi gördüm biraz:) canımda çiğköfte çekti.bu arada yeni blog sahibi olarak bende ziyaretime beklerim..
Betül

Pınarın Klubesi dedi ki...

Hey, bunlar harika yahu.
Bilmiyorum ne kadar şanslı olduğunun farkındamısın Antepli bir annen olduğu için.
Haftasonunun güzelliği için birşey diyemiyorum. Dolmalar, sarmalar bu yana gelsin lütfen. Turşular birde.. Çiğköfteyi de alırdım ama fasulye tanemiz için uzak duruyoruz.
Bende annemi istiyorummmmmm
çabuk gel anneeeeeeeeee

BeLH dedi ki...

Merhaba, valla şu anneler yok mu evlatlarını görünce döktürüyorlar maşAllah. Köfte konusunda da haklı annen, sık sık yemesem çok özlerim (gerçi ben çiğköfteden ziyade yağlı köfteyi seviyorum).

aintabsofrasi.blocu.com
Naile