Cuma, Aralık 28, 2007

Akdeniz Usulü Alüminyum Folyoda Tavuk

Merhaba,
İlginç tarifler ve pişirme şekilleri çok hoşuma gidiyor,ve de pratik olursaaaa..İlk fırsatta deniyorum. Bu tarif de öyle. Bir gazetenin haftasonu ekinde gördüm bu tarifi ve hemen denedim. Oradan alıntı yapacağım birazcık ;)

Malzemeler:
3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı;
2 yuvarlak dilim domates, kabukları kaynar suda soyulup halka kesilmiş;
2 kemiksiz ve derisiz tavuk göğsü (çok kalın olmamalı);
tuz ve taze çekilmiş karabiber;
1 dal taze kekik (veya 1 küçük çay kaşığı kuru kekik);
1 dal biberiye(ben kullanmadım);
10 adet çekirdeği çıkarılmış siyah zeytin(ben kullanmadım);
3 çorba kaşığı beyaz şarap (ben kullanmadım);
1 diş sarmısak, soyulmuş ve ikiye bölünmüş.

Yapılışı:
45 cm. uzunluğunda iki adet alüminyum folyo kesin ve üst üste koyun. Üstteki folyonun tam ortasına iki kaşık zeytinyağı dökün ve kaşığın tersiyle bu yağı, tavukların yüzeyi kadar genişlikte folyoya yayın. Yine tam ortaya domates dilimlerini yerleştirin ve üzerlerine tavuk göğüslerini yan yana koyun. Eğer kullanıyorsanız üç kaşık şarabı da tavukların üzerine dökün. Tuz ve biberi serpip kekik ve biberiyeyi de tavuğun üzerine serpiştirin. Zeytinleri ve sarmısağı da gelişigüzel tavukların üzerine yerleştirin.



En üste aynı boyda bir adet daha folyo örtüp dört tarafı katlamak suretiyle havanın kolaylıkla sızamayacağı bir paket yapın. Düz ve geniş bir tavayı yüksek ateşin üzerine yerleştirin ve bir kaşık zeytinyağını tavaya dökün. Yağ kızınca bu yağı boşaltın. Paketi, yüksek ateşteki tavanın ortasına koyun. Bir cızırtı çıkacaktır. Bir-iki dakika sonra paketin şiştiğini göreceksiniz. Beş-altı dakika kadar yüksek ateşte pişirin. İlk denemenizden sonra en uygun zamanı anlarsınız ve ondan sonra kendi sürenizi uygularsınız.

Tavayı ateşten alın ve paketten hiç hava çıkmadan iki dakika daha dinlenmeye bırakın. Daha sonra bir bıçakla üstteki folyoyu kesin ve çatal-bıçak yardımıyla tavukların her birini önceden ısıtılmış birer tabağın ortasına yerleştirin. Sonra da kaşıkla paketin içindeki malzemeleri ve sosu tavukların üzerine paylaştırın. Yanında kaliteli bir ekmekle servis yapın.



Afiyet olsun..

Çarşamba, Aralık 19, 2007

Sütlü Kadayıf

Merhaba,



Kadayıfa bayılırım, ama bazen ağır gelebiliyor. Bu tatlının taa genç kızlığımdan hatıraları var. Hayattaki en yakın dostumun annesi yapar bu tatlıyı, ilk defa onda yedim ve ondan sonra da hep onda yedim, ta ki bu hafta kendim yapana kadar. Bu tatlıyı yerkenki sohbetlerimiz, annesinin kapıyı tıklatıp 2. porsiyonu uzatması, neşeli neşeli gülüşmelerimiz.. Zaman çok çabuk geçiyor gerçekten de..
Neyse, gelelim tarifimize, siz de çok beğeneceksiniz eminim, hem hafif hem de lezzetli..
Bir sonraki kadayıf yapışımda da muhallebilisini deneyeceğim ;)

MALZEMELER:
Yarım kilo tel kadayıf
200 gram margarın ya da tereyag
1 bardak dövülmüş ceviz ya da fındık(ben ceviz kullandım)
1,5-2 litre süt
2-3 su bardagı toz seker

YAPILIŞI:
Tel kadayıf ve margarin avuç içinde ovusturularak yedirilir. Bır tepsiye hazırlanmıs kadayıfın yarısı konulur. Arasına cevız serpilir ve üstü kalan kadayıfla örtülür. Fırında 170 derecede pişirilir.Fırından cıkan kadayıfın soguması beklenır. Süt ve seker ılıktan bıraz daha sıcak olarak soguk kadayıfın üztüne dökülür.Kadayıf soguk olmazsa hamur olur DIKKAT! :))
Afiyet olsun...

Patlıcanlı Poğaça Börek

Merhaba,



Artık ancak misafir geldiği zaman yapıyorum hamur işini. Çok ama çok sevmeme rağmen kendimi frenlemeye çalışıyorum, yoksa gidişat pek iyi olmayacak :)

Bu tarifi sevgili Alevin bloğunda bulmuştum. Ne zamandır yapmak aklımdaydı, kısmet bugüneymiş. O kadar beğenildi ki arkadaşlar ve ev ahalisi tarafından, koskocaman şey 1 günde tükendi. Ben de çok mutlu oldum tabii :)Tarife yukardaki linkten ulaşabilirsiniz.

Afiyet olsun.

Pazar, Aralık 16, 2007

YE#29 En sevdiğim zeytinyağlı



Merhaba,
Biraz geç kalmışım, umarım etkinliğe katılabilirim. O kadar çok seviyorum ki bu yemeği, kış patlıcanıyla bile yapmaya razı oldum. Tarifine
buradan ulaşabilirsiniz.

Pazar, Aralık 09, 2007

Uzun zamandan sonra tekrar..

Merhaba,
Sanırım 2 ay oldu, yazmıyorum.
Artık dönüş vakti geldi :)

Çarşamba, Eylül 12, 2007

Patlıcan Böreği


Merhaba,
Vakti zamanında sevgili Bengisu'nun sayfasından almıştım bu tarifi. Yapmak şimdiye kısmet oldu.
Tarifine buradan erişebilirsiniz.

Çarşamba, Eylül 05, 2007

"Severim" Oyunu

Evet..Ben de özendim :)
Bir mizah dergisinde çok sevdiğim bir köşe vardı. Başlığı "Severim" olan. İşte ben onu okumayı çok severdim ve orda yazan birçok şeyi de kendimde bulurdum. bunlar bazen o ana kadar farketmediğim ayrıntılar olurdu. Ve çok hoşuma giderdi bu duygu.
Özetle;bu bölümde insanların farkında olmadıkları halde hoşlarına giden ya da hoşlarına gidip de anlatamadıkları/açıklayamadıkları şeylerin yazılı olması onları hoşnut eder.
Ben de burdan bu oyunu başlatmak istedim. Oyunumuzun kuralları şöyle olsun. Yukarda anlattığım özelliklerde 3 tane ayrıntı sıralayın. Ve de bu oyunu en az 3 blog arkadaşınıza gönderin.

İşte ben sıralıyorum :



1) Severim; yolda giderken radyoda bir şarkı dinlediğim zaman, tünele geldiğinde ve frekans gittiğinde şarkı sözlerini içimden mırıldanmayı ve frekans geri geldiğinde radyodaki şarkıyla eş zamanlı olmayı.
2) Severim; yatağa yattıktan sonra çoraplarımı ayaklarımla çıkarmaya çalışmayı.
3) Severim; yıkanmış balkonda yalınayak dolaşmayı ve suyla oyun oynamayı.

Vee.. Bu oyunu Pınar'a, Lama'ya,Mavi'ye, Emel'e ve Tuba'ya gönderiyorum. Hadi kızlar, devam ettirmek sizin elinizde ;)

Cumartesi, Ağustos 18, 2007

YE#25 - Çıtır Kanepeler..

Merhaba,
Ben de değişik bir tarif deneyeyim dedim. Çıtır Kanepe tamamen benim uydurmasyonum :) Ama sonuç güzel oldu.. Ve ben de bu Kahvaltı etkinliğine bu tarifimle katılayım dedim.



Malzemeler :

6 dilim ekmek (tercihen bayat)
250 gr beyaz paynir
Kırmızıbiber
Karabiber
1/4 demet maydanoz

Yapılışı:

Tüm malzemeleri robota koyuyoruz, karıştırıyoruz. Borcamın altını hafif yağlıyoruz. Ekmeklerimizin üzerine karışımımızı bolca sürüyoruz ve fırına veriyoruz.

Afiyet olsun.

Pazartesi, Ağustos 13, 2007

Bici Bici...

Bilmeyenlerinizin "Bu da ne" diyeceği, bilenlerin de belki özlemle anacağı tatlılar ötesi bir tat, serinlik ötesi bir soğukluk.. İskenderun-Adana-Mersin bölgesinde yaz aylarının kurtarıcısı bir lezzet.
Eşim bayıla bayıla anlatırdı bu lezzeti. Nihayet oraya gittiğim bir yaz ben de tatma şerefine erdim.. Ve bayıldım.. Evde ben de yapabilirmiyim acaba diye düşünürken geçen yaz öylece geçti.. Tabi bir de özel bir malzemesi var, gıda boyası. Onu da ha aldım ha alacağım derken günlerin geçmesi ve bugüne kadar gelme...
Nihayet bu haftasonu Eminönünde gezerken bu malzemenin de akla gelmesi ve de Bici Bici sürecinin bu şekilde başlaması... Sonra kayınvalideden alınan tarif ve işin püf noktaları..İşte hepsi burda, bu tarifte.. Hazır olun bici bicicilerr :))



Malzemeler :

1 kg(5 su b.) süt
2 su b. su
1 su b. buğday nişastası
1 çorba k. tozşeker (silme)
1 çaykaşığı ucuyla pembe renk gıda boyası

Tarifi :

Önce muhallebisinin hazırlanışı :
Tüm malzemeleri bir tencereye boşaltıp iyice karıştırıyoruz. Sonra ocağı yakıyoruz ve tencereyi ocağa koyuyoruz. Kısık ateşte pişirmeye başlıyoruz ve kaynayıncaya kadar devamlı karıştırıyoruz ki dibi tutmasın. Kaynayıp göz göz olana kadar ateşten almıyoruz.
Kaynayınca, bir tepsinin önce altını ıslatıyoruz ve bu karışımı tepsiye boşaltıyoruz. Muhallebi kalınlıgı 1-2 cm. civarında olmalı, tepsinizi buna göre seçin(Ben büyük borcamlardan kullandım). Döktükten sonra çay kaşığının ucuyla gıda boyasını hafif hafif serpiştiriyoruz (çok ama çok az olmalı). Soğuduktan sonra tepsi üstüne 1 bardak su döküyoruz ki muhallebimiz çatlamasın. su döktükten sonra gıda boyasının olduğu yerler pembe pembe beneğe dönüşüyor ve hoş bir görüntü oluyor.

Gelelim şurubuna :
(Malzemeler ayrı tabii, ama tarifin içinde anlatacağım, ayrı yazmayacağım)
Tencereye 2 bardak tozşeker koyuyoruz. Üstüne, şekeri 1 parmak geçecek kadar miktarda su koyuyoruz ve Kaynatmaya başlıyoruz. Kaynamaya başladıktan sonra 2-3 damla limon suyu damlatıyor ve 1 çorba kaşığı gülsuyu döküyoruz. En son da çay kaşığının ucuyla gıda boyasını koyuyoruz ve bir karıştırdıktan sonra ocaktan alıyoruz. Soğumasını bekliyoruz.



Sunumu :
Evet..Bici bicinin özel bir de sunumu var. Bu yazdıklarıma kadar herhangi bir serinlik ve buzz gibilik durumu görmediniz tabiki.. Görmediniz, çünkü daha bitmedi :)
Buzdolabına koyduğumuz muhallebimizi ve de şurubunu çıkartıyoruz. Muhallebiden bir kesit çıkartıyoruz ve onu da küçük kareler halinde kesiyoruz (yaklaşık 2şer cm. eninde). Komposto kasesine yiyeceğimiz kadar miktar koyuyoruz(10 tane falan yetiyor). Daha sonra buzluktan buzlarımızı çıkarıyor ve onları mümkün olduğunca küçük parçalara getirmek için rondodan geçiriyoruz. (Tabi İskenderunda dışarda satılan Bici Biciler için kocaman kalıp buzlar buz rendesi ile rendeleniyor ve buz da kar gibi oluyor). Rendelediğimiz buzu küçük küçük kestigimiz muhallebi parçacıklarının üstüne döküyoruz. Vee üstüne de şuruptan 1 çorba kepçesi kadar döküyoruz. İşte bicibicimiz-şekildeki gibi-hazıırr ;)
Afiyet olsun.

YADO-Yaşar Usta Dondurmaları

Merhaba,
Burda ilk defa bir tanıtım yazısı yazacağım. Tanımaya ve tanıtmaya değer bir insan, bir yer(cik) ve ürünler.. Ama malesef, sadece ve sadece İstanbulda..



Evet.. Konumuz dondurma ve ilgili şahıs da Yaşar Usta..
Dondurma olayı ile ilgili ne düşünüyorsunuz bilmem ama, ben hep şöyle düşünürdüm.. En fazla nasıl olabilir ki, dondurma işte.. Bu adamı ve bu yeri tanıdıktan sonra düşüncelerim tamamen değişti.. Özellikle meyveli dondurmalarından sadece 1 tanesini tatmanız yeterli, hangisi olursa olsun..Bayılacağınızdan ve de "Aman Tanrım bu nasıl birşey böyle" diyeceğinizden eminim..
Biz, keşfettiğimiz günden beri müdavimi olduk. Her hafta gidip en az 1 kilo dondurma alıp dönüyoruz eve. Meyveli dondurmalarında hiçbir katkı maddesi kullanmıyor, meyveleri özenle seçiyor.. Zaten yerken,arada ağzınıza bir incir parçası, bir kavun çekirdeği vs.. gibi şeyler geliyor ve bayılıyorsunuz bu doğallığa :)



Meyveli dondurmaları haricinde çok ama çok ilginç bulduğum çeşitleri de var. Ki bunlardan sadece tahinli olanını tatma fırsatı bulabildim (Bazı çeşitlerini her zaman bulamayabiliyorsunuz). Ve tahinli için şu kadarını söyleyebilirim; öyle bir tat ki, o dondurmayı alın ekmeğinizin üstüne sürün ve yiyin, o kadar gerçek..
Diğer ilginç tatlar, yoğurtlu ve havuçlu olanlar. Bir de, Yaşar Ustanın kendi ağzından duydum, acı biberli dondurma yapıyormuş. "Yok artık" diyorsunuz değil mi? Vallahi ben onun yalancısıyım :)))
Gitmek görmek isteyenler için : Bostancı'da, Minübüs Caddesi'nin sonundaki Shell'in karşısındaki sokakta, Biberoğlu Fırını'nın önündeki dondurma dolabında hem dondurmasını yapıyor hem de satıyor.

Pazartesi, Temmuz 23, 2007

Nefis bir Pazar Kahvaltısı - Krep ....

che bella!

İşte böyle bir tabak yapmak ve fotoğrafını çekmekti niyetim, lakin ev ahalisinin yeme hızından pek de vakit kalmadı. Ben de webshotstan aradım taradım, hayalimdeki tabağı buraya kopyaladım.
Pazar sabahı neffis bir kahvaltı hazırlığına girişildi..Denendi sınandı ve krebin kıvamı tutturuldu. Ondan sonrası kolay. Tavaya usturupluca boşalt, hızlı davran, tersini çevir. Hoop krep hazır.
Yaklaşık 10 tane krep toplam 3 kişi tarafından çok kısa bir süre içinde tüketildi :)
İster arasına peynir domates salam koyun, ister bal reçel..Biz hepsini denedik ve midemiz dolu bir biçimde serildik koltuklarımıza.. Ama değdi mi, değdi :))

Gelelim malzemelere

1/2 lt. süt
2 yumurta
1/2 su b. un
Katıyağ

Hepsi güzelce çırpılacak (Robot ya da el blenderını tavsiye ederim). Kıvama gelip gelmediğini, 1 çorba kaşığı kadar miktarı tavaya dökerek deneyebilirsiniz, (tabi dökmeden önce biraz da yağ). Kıvamı getirince de yukarda anlattığım gibi. Ben büyük boy bir tavaya bir çorba kepçesi kadar döküyorum, kalınlığı tam istediğim gibi oluyor.

Afiyet olsun.. Sevgiler..

Çarşamba, Temmuz 18, 2007

Taze Yaprak Buğulama

İşte bir enteresan Antep yemeği dahaaa... Yaprak buğulama.. Anteplilerin heralde bildiği bir yemekmiş. Ben ilk defa yedim annemin elinden. O da zamanında anneannemin çok yaptığını söyledi. Keşke daha önce keşfetseymişim. Nefis birşey..



Malzemeler :

200 gr taze asma yaprağı
1 orta boy soğan
1 çay b. ayçiçek yağı
1 tatlı k. biber salçası
1 tatlı k. domates salçası
1 kahve fincanı kalın bulgur
karabiber
tuz
kırmızı biber
3 diş sarmısak

Yapılışı :

Kuru soğan küp küp doğranacak. Asma yaprağı ince ince doğranacak. Derince bir kaba sıvıyağ konacak. Üstüne doğranmış soğan, yaprak,salçalar, bulgur,tuz boşaltılacak. Elle karıştırılacak. Kalan yağ karışımın üstüne boşaltılacak. Üstüne kırmızıbiber konulacak.
Diğer yandan tencerenin altı yakılacak. Kısık ateşte pişirilecek. Arada tencere kontrol edilecek (Yemeğin kendi suyuyla pişmesi lazım). Bulgur ve yaprak diri kalmışsa da çok az sıcak su eklenebilir. Piştikten sonra karabiber de konulacak
ve dee..Servise hazır hale gelecek ;)
Afiyet olsun..

Çarşamba, Temmuz 11, 2007

Kıstırma

Merhaba,
Annemin nefis tarifi işte karşınızdaa..
Ege yöresinde bu yemeğe kıstırma diyorlar. Karnıyarığın daha değişik bir versiyonu. Denemenizi tavsiye ederim.



Malzemeler :

1 kg patlıcan
250 gr. orta yağlı parça et
1 kahve fincanı pilavlık pirinç
1 tatlı k. biber salçası
1 tatlı k. domates salçası
1 tane iri domates
1 adet soğan
Tuz
Karabiber
Sıvıyağ

Yapılışı :

Patlıcanları alaca soyup bol sıvıyağda bütün halde kızartalım. Tepsiye çıkaralım. İç malzemsini hazırlamak için; eti nohut iriliğinde doğrayalım. Tencereye koyup kısık ateşte suyunu çekinceye kadar pişirelim. Et suyunu çekince, üzerine yağı koyalım. Yağ kızarınca da küp küp doğradığımız soğanı içine katalım. Soğanlar kavrulana kadar pişirelim. Yıkadığımız 1 fincan pirinci üstüne atarak kavurmaya devam edelim. İçine domates ve biber salçaları koyalım. Üzerine rendelediğimiz domatesi koyup tuzunu ekleyelim. Kapağını kapatıp domatesler suyunu çekinceye kadar pişmesini bekleyelim(Pirinçler biraz diri kalacak şekilde). Piştikten sonra tencereyi ocaktan alalım. Karabiberini (arzuya göre pulbiber de ek olabilir) ekleyelim.
Bütün haldeki patlıcanların karnını yaralım, içini oyalım ve hazırlamış oldugumuz iç malzemeyi, patlıcanı oyduğumuz yere koyalım. Patlıcanların birbirine sıkışık olması lazım. Arzu edilirse üstüne çarliston biber veya domates oturtup süsıkleyebiliriz. Vee borcama biraz kaynar su koyup fırına veriyoruz, yaklaş 180 derecede pişiriyoruz. Yarım saat kadar pişirelim. Afiyet olsun...

Cumartesi, Haziran 30, 2007

Karrrpızzzz :)

Eve alınan karpuzlar ..Genelde dana gibi olanlar tercih edilir nedense. Sonra da bir bakarsınız kötü çıkmış, yenilmiyor. Ne yapsam ne yapsam dersiniz..Vee gene internette bir ARGE çalışmasıı. Karşınızda karpuz kokteyliiiii :)



Malzemeler:
1 kg karpuz
20 adet buz küpü
4 tatlı k. bal
Bir miktar votka ya da rom

Yapılışı:
Önce karpuz çekirdeklerini iyice temizliyoruz. Buzlari blendirdan gecirip parçalıyoruz. Karpuzu da ayrıca (içine balı katıp) blendirdan geciriyoruz.
Karpuza buzlari ekleyip tekrar blendir ile iyice çırptıktan ve de isteğe göre votka ya da rom ekledikten sonra soguk soguk içiyoruuzz..
Afiyet olsun..

Perşembe, Haziran 14, 2007

Garnitürlü Enginar

Merhaba,
Sırada nefis bir tarifim var. Hem çok leziz hem de çok sağlıklı.



Malzemeler:
4 adet enginar
2 adet havuç
3 adet patates
1 soğan
Sıvıyağ ( Ben soya yağı kullandım)
Tuz

Yapılışı:
Soğanı küp küp doğruyoruz. Tencere tabanını önce yağ ile sonra da doğradığımız soğanlarla kaplıyoruz. Sonra enginarları bütün halde üzerlerine yerleştriyoruz. Havuç ve patatesi de mümkün olduğunca küçük küçük doğruyoruz ve havuç-bezelye-patates üçlüsünü güzelce karıştırıp harmanladıktan sonra enginarların üzerine boşaltıyoruz. Tuz ve yeteri kadar su ilave edip ocağın altını yakıyoruz. Pişince de afiyetle yiyiyoruz :)

Çarşamba, Haziran 06, 2007

GUYMAK

Merhaba,

Eve kırk yılda bir kaymak alınırsa, ve sonra bitirilemezseee.. Hemen internette şöyle bir ARGE çalışması yapılırr, kaymak içeren tariflere göz atılır ve göze kestirilen tarif yapılırr :)
İşte Guymak böyle bulunmuş bir tatlıdır. Tarifini Karaman ilini anlatan bir web sayfasından aldım. Dolayısıyla sanırım bu o yörelere ait bir tatlı. Süper birşey oldu. İşte tarifi geliyor(Resimdeki 1/2 ölçü ile yapılmış hali) ;)



MALZEMELER
500 gr. kaymak
250 ml süt
400 gr. un
800 gr. şeker
750 ml su
5 ml limon suyu
50 gr. bal

YAPILIŞI:
Kaymak, un ve süt birlikte karıştırılarak pembemsi bir renk alana kadar yarım saat kavrulur. Kavrulan bu karışım orta boy bir tepsiye yayılarak fırında 15 dakika üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. Diğer taraftan şeker, su, bal ve limon ile hazırladığımız şurup, fırından çıkan tatlının üzerine sıcak olarak dökülür. Şurup çektikten sonra dilimlenerek servis yapılır.
Afiyet olsun..

Pazar, Nisan 29, 2007

Beni bu güzel havalar mahvetti..

Sonunda çok özlediğim güneşli havalar geldi. Etrafımdaki herkes beni bilir, ben yaz mevsimi için yaşayan bir insanım. Güneş, deniz, akşamları püfür püfür eser.. O üzerinizdeki tüm yükler kalkar, paltolar, lahana gibi giyinmeler .. :)
Evet, ben yaz çocuğuyum, yazın doğduğumdan herhalde.. Hiç sevmem kışları.. Yaz olmasını, kabuğumdan çıkmayı beklerim hep, tüm Yengeç blogdaşlarım da böylemi acabaa? Bence çoğunluk böyle ;)
Neyse.. Bugün bahara Bahçecik'te merhaba dedik. Bahçecik İzmit-Gölcüğün çok güzel bir beldesi. Yemyeşil.. El değmemiş diyemeyeceğim, malesef beton binalar burayı da yavaş yavaş ele geçirmeye başlamış..Evlerr, villalarrr..
Arabayla yavaş yavaş mesire yerine (Soğuksu) çıktık.. Güzel çam kokularını içimize çeke çeke.. Soğuksuya vardığımızda çok güzel bir manzara karşıladı bizi.. Güzel bir masa beğendik ve yerleştik.. Mis gibi "kendin-pişir-kendin-ye" olayına giriştik.. İşte resimlerde kalanlar :



Soframızı donattıııkk.. Etlerimizi pişirdiiikk ve afiyetle yediiikk :)
Ama en güzeli en son sahne.. Bilmem siz de aynı fikirde misiniz?



Herkese bol güneşli günler ve sevgiler diliyorum..

Pazartesi, Nisan 16, 2007

YE#21 Soya Soslu Terbiyeli Tavuk&Tavuk Dolgulu Izgara Mantar

Eveeett..
Bir etkinlik daha geldi dayandı kapımıza. İnsan zamanın ne kadar çabuk geçtiğini bir de bu etkinlikler sayesinde anlıyor.
Tavukla ilgili o kadar çok çeşit var ki yapacak, ben de sabırsızlıkla diğer blog arkadaşlarımın yapacaklarını bekliyorum :)
Ben de kendimce birşeyler yapmaya çalıştım, 2 adet tarifim var, umarım dener ve beğenirsiniz.

İlk tarifim "Soya Soslu Terbiyeli Tavuk" için



Malzemeler:
4 parça tavuk göğsü
1 çorba kaşığı soya sosu
1 çorba kaşığı biber salça
2 sarımsak
1 soğan
Tuz, karabiber
Sıvıyağ

Yapılışı :

Soğanı küp küp doğruyoruz, sarımsağı dövüyoruz. Tuz, karabiber,salça,yağ ve soya sosunu ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz. Diğer yanda tavuğu da kuşbaşı doğruyoruz. Sonra hazırladığımız bu sosun içine döküyoruz. Yarım saat bekletiyoruz. Daha sonra bu karışımı tencereye alıyoruz ve pişiriyoruz.
Afiyet olsun.

"Tavuk Dolgulu Izgara Mantar" içiin



Malzemeler :

2 adet tavuk göğsü
10 adet ızgaralık mantar
Karabiber
Kişniş
Kırmızıbiber
Tuz
1 su bardağı rendelenmiş Kaşar peyniri (ben aceleden doğradım :))

Yapılışı :

Mantarları yıkıyoruz ve saplarını çıkarıyoruz. Tavukları doğruyoruz ve rondodan geçiriyoruz. Kıyma gibi oluyor. Tavuğa tüm baharatları katıyoruz. Mantarları bu karışımla dolduruyoruz. Üzerine rende kaşar serpiyoruz ve 200 derecede fırına veriyoruz (Ben fırının ızgara bölümünü kullanmadım, direk fırınlama usulü yaptım).
Afiyet olsun..

Çarşamba, Nisan 11, 2007

İlk davet , ilk oyun, ilk heyecan

Merhaba,
İlk defa bir oyuna davet ediliyorum, o yüzden çok heyecanlıyım. Sevgili Lavantine, Naile ve Betty ye çok teşekkürler beni düşündükleri için.
Betty, zaten şu anca abur cubura çok müsait olan midemle, bu fotoğraftan sonra nasıl başa çıkabileceğim bilmiyorum ):(
Sevgili Lavantin, Çilekli tart süper görünüyor ;).
Ve sevgili Naile beni en hassas noktamdan vurmuş, dolmanın her türlü şekline bayılırım, her öğün (kahvaltı da dahil) bıkmadan yerim. Tabi bir Anteplinin elinden çıkan dolma her zaman bambaşkadır, güzel memleketimin diğer yöreleri lütfen alınmasın, anne eli Antepli ben ne yapayım, anne yemeği gibisi varmı hayatta ;)

Şiveydizi sevgili Dilek'e



(Lölez)Yumurtalı Börülceyi sevgili Pınar'a



Ve son olarak da Kuru Börülceli Pazı Buğulamasını sevgili Lama'ya gönderiyorum.



1.1. Daha önce yaşadığım üç şehir
Bursa'nın Karacabey ilçesinde doğdum. İlkokulu bitirdikten sonra Bursa'ya taşındık.Ve daha sonra da üniversite yıllarından itibaren İstanbul benim memleketim oldu.

1.2. Tatil için gittiğim ve önerdiğim 3 yer
Fethiye, Çeşme ve Paris.

1.3. Yaşamak istediğiniz 3 şehir:
İzmir, Ayvalık ve gene İzmir (Deniz kıyısı şart ne yapayım :))

2.1. Şu andaki mesleğim:
Bilgisayar Mühendisi.

2.2. Dünyaya yeniden gelsem:
Avusturalya'da, hayvanların bol ve özgürce dolaştığı o güzel ülkede, onlarla ilgili herhangi bir mesleği yapan biri olmak isterdim.

2.3. Kesinlikle ben yapmazdım dediğim meslek:
Tıbbın herhangi bir dalı, hiç farketmez. Doktorluğun sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimi oldugunu düşünüyorum ve doktorlara büyük saygı duyuyorum. Ama benden kesinlikle doktor olmaz :))

3.1. Yaşam felsefemi oluşturan söz:
Bu cümleye dün internette dolaşırken rastladım ve bana o kadar çok uydu ki, kesinlikle yaşam felsefem diyebilirim :

"Mutluluk, arkadaş gibi kardeşlere, kardeş gibi arkadaşlara sahip olmaktır"

3.2. Bir kitaptan alınma çok sevdiğim bir söz:
"Derler ki, uzun süren hayat, hayatların en iyisi değildir, uzun sürmeyen ölümse ölümlerin en iyisidir. "
Denemeler - Montaigne

3.3. Çok sevdiğim bir şiirin parçası
Annemin bana 22. yaşgünümde yazdığı şiir. Hep gözlerim dolar bu şiiri okurken :

Gül, gülmezse yüzün
Bahçelerin kalbi kan ağlar
Güllerle dolar
Gülerken görürse seni dağlar

Herkese sevgiler gönderiyorum...

Pazartesi, Nisan 02, 2007

Lapa



İşte çok bayıldığım, gene Antep klasiklerinden biri. Hem lezzetli hem de besleyici Lapa.
Küçükken annem bunu yaptıktan sonra, sıcak kalsın diye sobanın üstüne koyardı. Hep o sobanın üstündeki Lapayı hatırlarım, ve nasıl sıcak sıcak yediğimi. O zamanlar çok favorim değildi bu yemek, neden bilmem.. Şimdi özlüyorum ve özledikçe de yapıyorum :)

Malzemeler:

1 komposto çanağı kırmızı mercimek
1/2 komposto çanağı bulgur
Tuz,kırmızı biber(süsbiberi varsa daha çok yakışır)
1 adet kuru soğan
3 komposto çanağı su
Sıvıyağ

Yapılışı :

Suyu, mercimeği,bulguru tencereye koyuyoruz. Ve pişirmeye başlıyoruz. Zamanla üzerinde oluşan tabakayı almayı ve de sık sık karıştırmayı unutmuyoruz. Tuzunu ve biberini ekliyoruz. Lapa haline gelince ocaktan indiriyoruz.
Diğer yandan, soğanı küp küp doğruyoruz ve yağda soğanı kavuruyoruz. Daha sonra kavrulmuş soğanı yağından süzerek lapaya ekliyoruz. Tavada kalan yağda kırmızı biberi kızdırıyoruz ve tabklarımıza aldığımız lapanın üzerine döküyoruz.

Afiyet olsun.

Pazartesi, Mart 26, 2007

Sebzeli Fırın Köfte



Merhaba,
Ne zamandır ilgi gösteremiyorum bloğuma. Şöyle bir baktım da, Şubat ayında çok aktifmişim. Ama Mart daha fazla çekmesine rağmen( ;) ) ben sınıfta kalmışım.
Hemen geçenlerde yapmış olduğum bir tarifi ekleyivereyim dedim. Son zamanlarda hep sebze yemekleri yapıyorum, e onlar da klasik zeytinyağlı yemeklerden, hepinizin bildiği gibi. Ne bileyim, eklemeye gerek duymuyorum buraya..
Neyse, geçelim tarifimize..

Malzemeler:

400 gr. kıyma
3 adet patlıcan
3 adet kabak
3 adet domates
2 diş sarmısak
1 yumurta
1 soğan
1 çay bardağı galeta unu (Bayat ekmek içi de kullanılabilir)
Biber salça
Tuz, karabiber

Yapılışı :
Önce köftelerimizi hazırlayalım. Kıyma, galeta unu, yumurta,karabiber,biber salça,soğan rendesi,sarmısak(dövülmüş).. Hepsini yoğuruyoruz.
Patlıcan,domates ve kabağı soyup dilimliyoruz.Tepsiye patlıcan, köfte,kabak ard arda(resimdeki gibi) diziyoruz.Araya da domatesleri serpiştiriyoruz.200 derecede fırına veriyoruz. Sebzeli köftemiz hazır. Afiyet olsun..

Cumartesi, Mart 10, 2007

Konya Usulü Etli Nohutlu Makarna


Yine başka bir abla tarifi daha.. Denedik beğendik.. Tavsiye ederiz.. :)

MALZEME

1 BARDAK NOHUT
200-300 GR KEMİKLİ PARÇA ET
İSTENİLDİĞİ KADAR MAKARNA



Nohutu akşamdan ıslatalım, eti biraz kavurup suyunu ekleyelim içine nohutu katarak, nohutlar iyice pişene kadar kaynatalım.

Başka bir tencerede tereyağda (sıvı yag ve tereyag karışımıda olabilr) makarnaları yakmadan kavuralım. Makarnaların bazıları kahverengi bazıları daha beyaz kalabilir. Görünüşte güzel oluyor. Daha sonra nohut ve eti suyu ile birlikte makarnaların üzerine döküyoruz. Suyunun bol olması lazım, makarna çok su çekiyor. Bir de bu yemek hafif sulu olacak, katı makarna gibi düşünmemek lazım der ablam..

Afiyet olsun..

Salı, Mart 06, 2007

Çırpma(Patlıcan)



Merhaba,
Bu yemek Ege yemeğiymiş. Ablamdan öğrendiğim bir yemek. Tabi Ege sebzesi ile tadı daha da lezzetli oluyormuş. Ne yapalım, biz İstanbul sebzeleriyle idare ediyoruz işte ;)

Malzemeler:

2 patlıcan
3 domates
1 soğan
1 diş sarımsak
Tuz
Sıvıyağ

Yapılışı:
Tencereye sıvıyağı koyuyoruz. Üzerine yarım halka şeklinde doğradığımız soğanı diziyoruz. Patlıcanları da domatesleri de halka halka doğruyoruz. Soğanın üstüne 1 sıra patlıcan, 1 sıra domatesi diziyoruz.Tencerenin en üstünde domateslerin kalmasına dikkat ediyoruz. Sarımsağı da küp küp doğruyoruz. Tuz ve karabiberi ekleyip tenceremizin altını yakıyoruz. Pişiriyoruz. Afiyet olsun..

Perşembe, Mart 01, 2007

Alaca Çorba



Eveett. Bir Antep yemeği daha. Bol bereketli, miss gibi bir çorba, Alaca çorbaa :)
Hemen tarifi geliyor..

Malzemeler:

1 avuc nohut
1 avuc kuru fasulye
1 avuc yeşil mercimek
1 avuc asurelık bugday
2 yemek kaşığı kadar bulgur
2 kuru soğan
4-5 adet kurutulmuş minik kırmızı acı biber
1,5 yemek kaşığı tarhun
Tuz yag

Yapılışı:
Akşamdan ıslattığımız nohut, bugday,fasulye ile mercimek ve bulguru tencereye koyduğumuz bol su ile haşlamaya başlıyoruz.Bütün malzemeler suyu çekme özelliği olan malzemeler olduğu için suyunu sık sık bakarak ayarlayabilirsiniz. Çorbanın malzemeleri pişince içine bir soğanı halka halka doğrayıp koyuyoruz, kuru kırmızı biberlerimizide ekliyoruz, tat vermesinden çok çorba içindeki görüntüsü çok güzel oluyor.Biraz pişince başka bir yerde yemeklik doğradığımız diğer kuru soğanı yagda kavuruyoruz ve çorbanın içine katıyoruz, daha sonra tarhunu elimizde hafifce ovarak daha küçük hale getirip çorbamıza ekliyoruz, bir taşım kaynadıktan sonra ocaktan alıyoruz.

Afiyet olsun..

Pazar, Şubat 18, 2007

YE#19 Mısır Unlu Pırasalı Kek

Merhaba,
Aslında rejimde olduğumuz için bu etkinliğe katılamayacağımı düşünüyordum. Daha sağlıklı ve yararlı birşey nasıl yapabilirim diye düşündüğümde aklıma mısır unundan kek yapmak geldi. Miktar olarak da fazla yememek için daha az malzeme kullanmam gerekiyordu. Ve ben de resimde gördüğünüz küçük kek kalıplarını kullandım. Kek Etkinliği herkese hayırlı uğurlu olsun diyor,sevgili Ayşenura sevgilerimi iletiyor ve tarifime geçiyorum.



Malzemeler:
2,5 su bardağı mısır unu
1 adet pırasa
1 çay bardağı süt
1,5 su bardağı ılık su
1 çay kaşığı Kabartma tozu
Tuz, karabiber
Sıvıyağ

Yapılışı :
Pırasayı doğrayıp rondodan geçiriyoruz. 1 kaşık sıvıyağda kavuruyoruz, içine tuz ve karabiber atıyoruz. Diğer yanda bir kabın içine mısır unu, süt, su ve kabartma tozunu koyuyoruz ve karıştırıyoruz. Pırasa da pişip ılıyınca bu hamurun içine katıyoruz ve iyice karıştırıyoruz. Normal kek kıvamında olacak. Fırına veriyoruz (180 derece) . Yaklaşık yarım saatte pişiyor.



Not: Bu küçük kek kalıplarını tavsiye ederim, bizim gibi 2 kişi yaşayanlar için. Hem kısa sürede, bıkmadan tüketiliyor hem de şekilleri çok şiriiinn :)

Cuma, Şubat 16, 2007

İşte Rejim programım



Evet,
Malesef çok iştahlı bir insanım. Genlerimde var sanırım. Türkiyenin yemek zenginliği açısından en güzel yörelerinden biri olan Antep, veee otları sebzeleri farklı,bol,pazarları zengin Ege yöresi sentezi bir çocuğum. Benim suçum ne değilmi?E hal böyle oluncaaa,ye yemekleri al kiloları, sonra vermeye uğraş, böööyle bir kısırdöngü içinde geçiyor hayat.
Aslında çok kilolu bir insan değilim, normale yakınım diyebilirim. Sorunum kilo verememek, pek irade olayı yok bende ;)
neyse.. rejim programım oldukça sıkı. çünkü sabit bir kilo eşiğim var, vücudun onu aşabilmesi için oldukça düşük kalorili yiyecekler almam gerekiyor. Ayrıca bir durum daha var, bu uzun süreli bir rejim, yani sağlıklı kilo veriyorsunuz, tarafımdan test edilip onaylanmıştır (Niye tekrar kilo aldın diye sorarsanız, işte o benim hatam, herşey Amsterdam'da bozuldu. Şunun da tadına bakayım bunun da bakayım derken aldım tekrar kiloları).
Gelelim rejim programına.. Özetle anlatmaya çalışacağım.

Ekmek olarak kepekli ya da çavdarlı ekmek yenilecek (ben çavdarlıyı çok sevdim hep onu yiyorum artık). Her öğün 1 dilim ekmek yenecek. Yani günde 3 adet tüketilecek.
Sabahları klasik : 1 dilim light beyaz peynir, istediğiniz kadar domates,salatalık ve çay.
Ara öğün : Sabah öğle arası tek bir ara öğün var. Bu da 1 porsiyon meyve. 1 porsiyon şu demek : 1 adet elma veya 1 adet portakal veya 2 adet mandalina . Yazın da 1 adet şeftali veya 4 adet kayısı veya 4 adet tatlı erik veya 10 adet üzüm. Muz ya da incir yenilmesi çok tavsiye edilmiyor. Yense bile haftada 1 kereliğine olabilir.
Öğlen : 4 yemek kaşığı sebze yemeği (yemeğin suyu mümkün olduğunca süzülmüş olarak tabağınıza alın), istediğiniz kadar salata, 4 yemek kaşığı light yoğurt.
Ara öğün : 2 porsiyon meyve.
yarım paket diyet bisküvi (ben eti form bisküvilerin tadını beğeniyorum, onları tavsiye ederim)
Akşam : 1 parça tavuk ya da balık ızgara (tavuk boyutu avuç içi büyüklüğünde olacak), istediğiniz kadar salata, 4 yemek kaşığı light yoğurt.
Ara öğün : 2 porsiyon meyve

Özetle böyle. Tabi bu rejim programı ile beraber gün içinde yapılması gereken şeyler var. Günde 2 litre su mutlaka ve mutlaka içilmesi gerekiyor. Ve de ayrıca yeşil çay. Çok tavsiye edilen birşey. Bu da günde 3-4 bardak içilebilir.
Bu arada sporu da unutmamak lazım. Hiç birşey yapamıyorsanız bile, haftada en az 3 gün 45 dakikalık tempolu yürüyüş yapabilirsiniz. Hiç de zor değil ;)

bu rejim programı için oldukça iradeli olmak gerekiyor. Olayı kafanızda bitirip programdan sapmadığınız zaman vücudunuzdan da gerekli yanıtı kısa sürede alıyorsunuz.

Herkese sağlıklı günler diliyorum...

Terbiyeli Tavuk Sote

İştee çok lezzetli, az kalorili ve pratik bir yemeeek.



Malzemeler:

5 parça light ızgaralık tavuk göğsü
1 kaşık biber salça
2 patates
1 havuç
1 soğan
1 sarımsak
tuz
karabiber

Yapılışı:

Soğanı küp küp doğruyoruz. Sarımsağı dövüyoruz.
Diğer yanda tavuğu kuşbaşı(daha irice de olabilir) doğruyoruz. Patates ve havucu da doğruyoruz. Tüm malzemeleri karıştırıyoruz ve 15-20 dakika kadar dinlendiriyoruz.
Daha sonra tencereye koyup pişriyoruz. Yağ koymamıza gerek yok, tavuğun kendi yağı yetiyor zaten. Biraz su katmak da gerekebiliyor.
Afiyet olsun.

Mantarlı Sebze Sote

Açıkçası evde arta kalan malzemeleri kullandım ve bu tarifi kafamdan uydurdum ama çok lezzetli bir yemek oldu.



Malzemeler :
3 adet kabak
1 adet havuç
250 gr. mantar
1 adet soğan
Biber salça
Tuz
Karabiber
Sıvıyağ (Ben soya yağı kullandım)

Yapılışı:

Tencereye yağı koyuyoruz. Soğanı küp küp doğruyoruz. Kabağı, mantarları doğrayıp, havuçları da rendeleyip, hepsini tencereye koyuyoruz. 1 kaşık salçayı, tuzunu karabiberini de ekledikten sonra 1 bardak da su katıp tencerenin kapağını kapatıyoruz ve pişiriyoruz. Afiyet olsun.
Son zamanlarda sebze yemeklerini kavurmadan yapıyorum. Tüm malzemeleri çiğden koyuyorum ve pişiriyorum. Daha sağlıklı oluyor ;)

Çarşamba, Şubat 14, 2007

Bugün....

Valentine Fish

Sevgililer gününüz kutlu olsuuuuuunnn :)

Pazar, Şubat 11, 2007

Bursa Gezisi ve Kaçamaklar...

Aslında sıradaki yazım vereceğim rejim programı olacaktı ama haftasonu Bursaya ailemin yanına gitmemiz itibariyle 3 haftadır azimle yapmakta olduğum rejimin bu 2 gün için bir önemi kalmadı. Dün biraz abarttık :) Kaçamakların haddi hesabı olmadı:)
Tabi yarından itibaren rejime devam.. Dolayısıyla da birkaç gün sonra rejim programımı da bloğuma eklerim (önce rejim havasına girmem lazım değilmi ama :))
Eveettt.. Dün öğlen Bursadaydık.. Tabi müthiş bir anne sofrası vardı karşımızda :

Zeytinyağlı yaprak ve lahana sarma.. Antebin meşhur yemeği şişböreeeekk, Bursanın taze yeşil biberlerii, annemin güzel turşularıııı.. Ve de fotoğrafını çekmeyi unuttuğum sofranın şahı olan kuru dolmalaaaaaarrr...



Midemizi tıkabasa doldurduktan sonraa "haydi artık biraz hareket" diyerek dışarıya çıktık ve Bursanın güzel ve büyük parkı olan Soğanlı Parkına gittik..



Hava nefisti dün (tabii buna sevinmelimiyim üzülmelimiyim o da ayrı bir konu...).
Biz (eşim, ablam ve ben) hemen kiralık bisikletlere koştuk ve miss gibi havayı koklayarak parkta tura başladık. Annemle babam da bu sırada yürüyüşlerini yaptılarr..
Bisiklet turu çok güzeldi. Soğanlı Parkına gidenler bilir, çok büyük,temiz ve planlı bir parktır. Dün zaten cıvıl cıvıldı. Çocuklar, gençler, bisikletliler, köpeğini gezdirenler...
Turlarımızı tamamladıktan sonra cafede oturduk ve nefis çaylarımızı yudumladık, ben de otururken bu fotoğrafları çektim:



Parktaki gezimizi tamamladık ve eve döndük.. Annemin meşhur aşuresi bizi bekliyordu. Son işlem olarak şekerini, sütünü ve gülsuyunu kattıı ve 2 taşım kaynatınca aşure tamamlandı. Ben biraz ılımasını bekliyorum yemek için, hatta soğuk soğuk çok daha seviyorum.. Ama o kadar soğumasını bekleyemedim tabi ilk sefer.
Annemin aşuresinin farkı içine süt de katması oluyor sanırım, ve ben bu tada bayılıyorumm :)



Resimdeki kuru çiçekleri annem parktan toplamış, şu renk cümbüşü ne kadar de müthişş değil mi!

Akşam saatine gelir iseeekk.. Kimbilir kaç aydır yemediğim ve çok ama çok özlediğim çiğköfte vardı menüde. Sadece ve sadece çiğköfte, yanında birçok yeşillik, cacık yeter.. Doya doya, tadını ala ala bitirdik tüm çiğköfteleri :)



Annem derki Antepliler en az ayda 1 defa yemezlerse olmazmış bu çiğköfteyi, eh bende de bu genin yarısı bulunduğundan, ben de acayip hissediyorum eksikliğini, hakkaten doğru söylüyor galiba. Aslında ben de yoğurabiliyorum ama sanırım kalabalıkla mı güzel olduğundan nedir, İstanbulda içimden hiç gelmiyor. Sanki anne ocağında yenilmesi gereken yemekler bunlar, öyle hissediyorum..

Eveett.. Bursa gezimizin sonuna geldikk.. İstanbula dönüş zor oldu..Tabi annem gene ona kalsa evin altına teker takıp arkamızdan yollayacaktı :) Tüm yemekler bilimum saklama kaplarına girdi vee dooğru arabanın bagajına indi.. Ben de anne olursam böyle mi olacağım acaba?